ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın seçimler öncesinde petrol fiyatlarını manipüle etmek için Hürmüz Boğazı'nda sahte saldırı ve mayınlama iddiaları yaydığını öne sürdü. Trump, Tahran yönetimini ayrıca protestocu ölümlerinden de sorumlu tuttu.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ı yaklaşan seçimler öncesinde küresel petrol fiyatlarını artırmaya yönelik stratejik bir hamle yapmakla suçladı. Trump, Tahran yönetiminin petrol piyasalarını etkilemek amacıyla sahte saldırı ve deniz mayınlarıyla ilgili iddiaları gündeme getirdiğini, ancak bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını iddia etti.
Hürmüz Boğazı'ndaki Gerilim ve Petrol Akışı
Trump, İran'ın saldırı ve deniz mayınlarıyla ilgili haberler üzerinden petrol fiyatlarını yükseltmeye çalıştığını ileri sürdü. ABD Başkanı, Tahran yönetiminin sahte saldırı ve mayınlama iddiaları ortaya attığını belirterek, bu gelişmelerin petrol piyasaları üzerindeki potansiyel etkilerine dikkat çekti. Ayrıca Trump, dünya petrol ticareti için kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol miktarının, çatışmalar öncesi seviyeyi aştığını iddia ederek, bunun İran'ın petrol akışına ilişkin söylemleriyle çeliştiğini vurguladı.
İran'daki Protestolar ve İnsan Hakları İddiaları
ABD Başkanı, açıklamalarında İran yönetimini protestoculara ve kendisine karşı çıkan kişilere yönelik ölüm olaylarından da sorumlu tuttu. Trump, İran'da son yedi aydan kısa bir süre içerisinde 75 bin protestocunun hayatını kaybettiğini öne sürdü. Uluslararası toplumun ve ABD'deki Demokrat Parti'nin bu ölümlere yeterince tepki göstermediğini savunan Trump, bu konuda tepkisizliği eleştirdi. İran'daki protestolar ve can kayıplarına ilişkin bu açıklamaların Trump'ın iddiaları olduğu belirtildi.
Nükleer Silah ve ABD'nin Kararlılığı
Trump, açıklamasının sonunda İran'ın nükleer silah edinmesine karşı olduklarını bir kez daha yineledi. ABD Başkanı, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacağını savundu ve Washington'ın bu konudaki tutumunun değişmeyeceği mesajını verdi. Bu açıklamalar, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin nükleer program boyutunu da yeniden gündeme taşıdı.