Türkiye'de din-devlet-cemaat-siyaset ilişkileri, tarihi süreçte yaşanan yasaklar ve laiklik uygulamalarıyla şekillenmiştir. Bu durum, özellikle Süleymancılar cemaati örneğinde görüldüğü gibi, dini yapıları yeraltına iterek farklı bir gelişim süreci yaratmıştır.
Türkiye'nin köklü tarihi, din-devlet-cemaat-siyaset ilişkileri bağlamında önemli dönüşümlere sahne olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde gerçek hüviyetlerini kaybeden tarikatlar, yeni rejim tarafından zaten manen kapalı oldukları halde yasaklanmıştır. Bu yasaklama, toplumsal ve sosyolojik gerçekleri ortadan kaldırmadığı gibi, tam aksine dini yapıları yeraltına iterek yeni sorun alanları yaratmıştır.
Yasakların Gölgesinde Yeraltı Yapılanmaları
Dini yapıların yasaklanması, devletin denetim ve gözetiminden uzaklaşmalarına neden olmuştur. Yeraltına itilen bu yapılanmalar içinde hem iyi niyetli hem de kötü niyetli gruplar barınmış, bazıları başlangıçta iyi niyetli olsa da zamanla yoldan sapmıştır. Bilahare laikliğin "din düşmanlığı" şeklinde uygulamaları, yeraltı yapılanmalarının önünü daha da açmıştır.
Anayasa'nın devlete yüklediği toplumun manevi kalkınması için gerekli dini eğitimi sağlıklı bir şekilde verme görevi yerine getirilseydi, yeraltı yapılanmalarına gerek kalmayabilirdi. Ancak bu görevin eksikliği, insanların karanlık dehlizlerde kapanın elinde kalmasına zemin hazırlamıştır.
Süleyman Hilmi Tunahan ve Süleymancılar Cemaati'nin Doğuşu
"Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan, alim, fazıl ve din gayreti olan mübarek bir insandı. Yasaklı dönemde gizlice eğitim vererek, Kur'an-ı Kerim ve İslami ilimleri talep edenlere öğretmiştir. Tek parti döneminde sıkı takibe maruz kalmış, tabutluklara konulup işkencelere uğramasına rağmen yılmamış, Kur'an hizmetini sürdürmüştür.
Çok partili hayata geçildikten sonra kendisinin ve yetiştirdiği talebelerinin Kur'an kurslarını yaygınlaştırdığı görülmüştür. Dünyevi hiçbir pisliğe bulaşmadan Kur'an'la doğup, Kur'an'la yaşayan ve Kur'an'la vefat ederek 1959 yılında dar-ı bekaya göç eden Tunahan, cemaatin temelini atmıştır.
Kemal Kacar Dönemi: Siyaset ve Cemaat Arasındaki Köprü
Süleyman Hilmi Tunahan'ın vefatından sonra cemaatin başına damadı Kemal Kacar geçmiştir. Kacar, Adalet Partisi'nden milletvekili seçilmiş ve kendisinin sağlığında hem milletvekilliği devam etmiş hem de cemaatin oyları Adalet Partisi'ne yönlendirilmiştir.
Kemal Kacar döneminde cemaat, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İmam-Hatip okullarıyla karşılıklı kötülemelerle zıtlaşmıştır. Kur'an kurslarında yetişen binlerce genç, diplomasız oldukları için resmi vazife alamamış, nesiller bu şekilde heder edilmiştir. Tek seçenekleri kalan yığınla genç, mecburen esnaf olmak zorunda kalmıştır. Kacar ile başlayan cemaat-siyaset ilişkisi, onun vefatından sonra cemaat-ticaret-siyaset ve iç çatışmalarla farklı bir boyut kazanmıştır.