20 Ekim 2026 Salı günü Ukrayna, Rusya'nın St. Petersburg kentindeki bir limana saldırı düzenleyerek misillemede bulundu. Bu gelişme, Rusya'nın Ukrayna'daki lojistik ve liman altyapısını hedef alan geniş çaplı saldırılarının ardından geldi.
20 Ekim 2026 Salı günü Ukrayna, Rusya Federasyonu'nun St. Petersburg kentinde bulunan bir limana saldırı gerçekleştirdi. Bu eylem, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta liman, enerji ve lojistik tesislerine yönelik saldırıların devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Söz konusu saldırıdan önce Rusya Savunma Bakanlığı, 20 Ekim 2026 sabah saatlerinde Ukrayna'ya yönelik kapsamlı saldırılar düzenlediğini duyurmuştu. Rus ordusunun gece saatlerinde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin lojistik ve liman altyapı tesisleri ile gemilerine yönelik İHA saldırılarını sürdürdüğü belirtildi.
Rusya'nın Ukrayna'daki Hedefleri
Bakanlık açıklamasına göre, Hmelnitski bölgesindeki Ukrayna ordusuna yönelik askeri ve çift kullanımlı yüklerin depolandığı "Grand Import" lojistik merkezi vuruldu. Ayrıca, Volın bölgesindeki Kovel yerleşim biriminde yer alan ve Ukrayna ordusuna ait yük ve malzemelerin depolanması ile dağıtımı için kullanılan "Vindor Trans Servis" şirketine ait ulaştırma ve lojistik merkezi de hedef alındı.
Odessa bölgesindeki Reni Limanı'nda Ukrayna ordusu için askeri ve çift kullanımlı yükleri boşaltan üç kuru yük gemisi ile bu gemilerin faaliyetlerini sağlayan liman altyapı tesisleri vuruldu. Odessa Limanı'na askeri yük taşıyan bir kuru yük gemisinin de denizde seyir halindeyken isabet aldığı ifade edildi.
Hava Savunma ve Bölgesel Gerilim
Rusya Savunma Bakanlığı, gece boyunca Rus hava savunma sistemlerinin farklı bölgelerde Ukrayna'ya ait toplam 136 uçak tipi İHA'yı imha ettiğini de açıkladı. Bu sayılar, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunu ve hava sahasındaki hareketliliği ortaya koyuyor.
St. Petersburg limanına yapılan saldırı, Karadeniz ve çevresindeki stratejik bölgelerde tansiyonu daha da yükseltirken, Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların küresel güvenlik üzerindeki etkileri de giderek artmaktadır. Bu tür misilleme eylemleri, sadece iki ülke arasındaki değil, dünya genelindeki mevcut gerilimleri de beslemektedir.