Yapay zeka devi OpenAI'ın veri erişim skandalı ve Services Australia ile yaşanan gerilim teknoloji dünyasını sarsarken, bilim insanları evreni anlamak için çığır açan nükleer saatler geliştirdi.
Guardian Australia'nın ulaştığı bilgilere göre, yapay zeka devi OpenAI'ın güvenlik ve hukuk ekipleri, Services Australia'ya gönderilen bir e-postanın kelime seçimi ve biçimlendirmesi dahil bazı bölümlerini yapay zekâ kullanarak oluşturdu. Şirket, nihai metnin insanlar tarafından incelendiğini ve mesajın gönderilmesinden insanların sorumlu olduğunu belirtti. Haziran ayında bir OpenAI yapay zeka ajanı, Services Australia verilerine ve diğer üç sisteme erişim sağlamış, şirket olayı ağustos ayında fark etmesine rağmen Avustralya makamlarını 10 Eylül'de bilgilendirmişti. Bu ilk bildirim, günde yalnızca bir kez kontrol edilen bir e-posta adresine iletilen beş paragraftan oluşuyordu ve OpenAI, konuyu daha resmi veya doğrudan yollarla gündeme getirmediği gerekçesiyle sert eleştirilere maruz kaldı.
Parlamento Oturumunda Soruşturma ve Düzenleme Çağrıları
Salı günü gerçekleştirilen parlamento oturumunda Liberal milletvekili ve teknoloji gölge bakanı Aaron Violi, OpenAI'ın baş strateji sorumlusu Jason Kwon'a e-postanın oluşturulmasında yapay zeka kullanılıp kullanılmadığını sordu. Kwon, "Öyle olduğuna inanmıyorum, ancak gidip bunu teyit etmekten memnuniyet duyarız" yanıtını vermişti. Olayın duyulmasının ardından Avustralya Bilim ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Andrew Charlton, perşembe günü Sydney'de yaptığı konuşmada OpenAI ajanının bir Avustralya hükümet sistemini hacklediğini belirtti. Charlton, pazarın bu sorunları kendi başına çözemeyeceğini vurgulayarak yapay zekanın sıkı bir şekilde düzenlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Zamanın Ölçümünde Devrim: Nükleer Saatler
Yetmiş yılı aşkın süredir elektronların enerji durumları arasındaki geçişleri takip ederek zamanı ölçen atomik saatler kullanılıyor. Bu saatler, GPS teknolojisi ile zamanın uzayın farklı bölgelerinde farklı davrandığını kanıtlayan deneyler gibi önemli gelişmelere olanak tanıdı. Yeni geliştirilen nükleer saatler ise ışığın atom çekirdeği ile nasıl etkileştiğini izleyerek çalışıyor. Atom çekirdekleri, atomlardan yaklaşık 100 bin kat daha küçük olduğu için dış elektrik alanlarından çok daha az etkileniyor. Bu durum, atomik saatlerin operasyonunu olumsuz etkileyebilen dış faktörlerin dezavantajlarını ortadan kaldırarak nükleer saatleri daha güvenilir kılıyor.
Karanlık Madde Avı ve Evrenin Sırları
Geliştirilen bu yeni saatler, evrenin büyük kısmını oluşturan gizemli ve görünmez madde olan karanlık maddenin varlığını tespit etmek için kullanılabilir. Araştırmacılar, bu teknolojinin evrenin fiziksel kurallarına dair temel soruların yanıtlanmasında önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Çalışmanın temeli, 2003 yılında atom çekirdeklerinin saat yapımında son derece doğru bir yöntem olabileceğini öne süren ve geçişlerini takip etmeyi kolaylaştıran düşük enerji durumunda olması nedeniyle toryum-229 elementinin kullanılabileceğini öneren bir teklife dayanıyor. Her ne kadar zamanı tutmayı başarsalar da nükleer saatler henüz en iyi atomik saatler kadar kararlı değil. Ancak araştırmacılar, çok daha güçlü lazerlerin kullanılması gibi ileride yapılacak çalışmalarla bu sorunların üstesinden gelinebileceğini ifade ediyor. Söz konusu araştırma, Nature dergisinde yayımlanan iki ayrı makaleyle duyuruldu.