ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi, Ekim 2023'ten bu yana ilk kez yüzde 5 seviyesini aşarak küresel piyasalarda dalgalanmalara neden oldu. Bu yükseliş, artan kamu borçları, enflasyon endişeleri ve riskli varlıklar üzerindeki baskıyı beraberinde getiriyor.
ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi, Ekim 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşarak kritik yüzde 5 eşiğini aştı. Bu yükseliş, küresel piyasalarda endişe yaratırken, yatırımcıların dikkatini borçlanma maliyetleri ve ekonomik istikrar üzerindeki potansiyel risklere çekti.
ABD Hazine Bakanlığı'nın 10 ila 20 yıl vadeli tahvilleri hedefleyen 6 milyar dolarlık geri alım duyurusuna rağmen, tahvil getirilerindeki yükselişin önüne geçilemedi. Normalde 2 milyar dolar olan işlemlerin üç katına denk gelen bu adıma rağmen, 30 yıllık tahvil getirisi de yüzde 5,3'ün üzerine çıkarak ağustos ayındaki zirvesine yaklaştı. Piyasa tepkisi, beklentilerin aksine borçlanma maliyetlerini düşürmek yerine daha da artırdı.
Geri Alım Programının Ardındaki Dinamikler
Hazine'nin geri alım programı, uzun vadeli tahvillere olan talebi artırarak getirilerdeki yükselişi sınırlamayı ve piyasadaki işlem kabiliyetini desteklemeyi amaçlıyordu. Ancak analistler, geri alımın ABD hükümetinin toplam borçlanma ihtiyacını ortadan kaldırmadığına dikkat çekiyor. Uzun vadeli tahviller geri alınırken, finansman kısa vadeli bölümden sürdürülüyor, bu da yalnızca borcun vade yapısını değiştiriyor ve yeni borçlanma gereksinimini azaltmıyor.
Artan kamu harcamaları ve yüksek federal borç, gelecekte daha fazla tahvil ihracı yapılabileceği endişesini canlı tutuyor. Bu durum, yalnızca ABD ile sınırlı kalmayıp, Avrupa ve Japonya'da da tahvil getirilerinin yükselmesine neden oluyor. Yatırımcılar, enflasyon, petrol fiyatları ve kamu borçlarının sürdürülebilirliği konularında kaygı duymaya devam ediyor.
Riskli Varlıklar Üzerindeki Baskı ve Enflasyon Endişeleri
Uzun vadeli tahvil getirilerinin yüzde 4 ila yüzde 5 bandına çıkması, Bitcoin gibi riskli varlıklar üzerinde belirgin bir baskı oluşturuyor. Bu durumun temel nedeni, Bitcoin'e yatırılan her doların, uzun vadeli Hazine tahvillerinin sunduğu yüzde 4-5'lik risksiz getiri fırsatından vazgeçmek anlamına gelmesi. Ancak mevcut yükselişte, yüksek kamu borcu, daha fazla harcama beklentisi, enflasyon ve petrol fiyatları gibi faktörler öne çıkıyor. Bu ayrım, tahvil getirilerindeki yükselişin Bitcoin üzerindeki etkisinin ekonomik koşullara bağlı olduğunu gösteriyor.
WTI petrolünün varil başına yaklaşık 97 dolara yükselmesi, enerji maliyetleri üzerinden enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Bu durum, merkez bankalarının faiz politikaları üzerindeki baskıyı sürdürürken, küresel ekonomiler için belirsizlikleri de beraberinde getiriyor.