26 Ağustos'ta Nepal'de yaşanan buzul erimesi kaynaklı sel felaketi, 930'dan fazla can alırken, yaklaşık 4 bin kişi kayboldu. Bu olay, küresel iklim krizi ve bunun tetiklediği El Niño gibi doğa olaylarının gıda güvencesizliği ve ekonomik maliyetler üzerindeki derin etkilerini gözler önüne seriyor.
26 Ağustos sabahı Nepal'de hızla eriyen bir buzulun kırılması büyük bir sel felaketine yol açtı. Bu trajik olayda 930'dan fazla insan hayatını kaybederken, yaklaşık 4 bin kişi kayboldu. Uzak bir trajedi gibi görünse de, küresel iklim krizi çağında hiçbir gıda, su ya da iklim krizi gerçekten uzakta değildir; Nepal'deki bu sel, dünya genelindeki benzer zincirleme olayların bir halkasıdır.
El Niño Tehlikesi ve Gıda Güvencesizliği
Uluslararası iklim araştırma kurumlarının Ağustos 2026 değerlendirmelerine göre, bu yıl çok şiddetli bir El Niño yaşanma ihtimali yüzde 90'ın üzerindedir. Kasım-Aralık döneminde ise, 1950'den bu yana en şiddetli El Niño'nun gerçekleşme olasılığı yüzde 69 olarak belirtiliyor.
Dünya Gıda Programı, bu durumun 2027 sonuna kadar 49 milyon insanı daha akut gıda güvencesizliğine itebileceğini hesaplamaktadır. Peru'da hamsi avı kotasının yüzde 36 azaltılması, hayvan yemi olarak kullanılan balık unu fiyatlarını altı ayda yüzde 90'a yakın artırdı. El Niño etkisi kahve, şarap üzümleri, palm yağı, şeker ve pirinç üretiminde de kayıplara yol açmaktadır.
Savaşların ve Teknolojinin Maliyeti
Küresel ısınma tarımın dayanabileceği sınırları daraltırken, El Niño yağış ve sıcaklık rejimlerindeki bozulmayı hızlandırmaktadır. Savaşlar ise bu süreci ağırlaştırmaktadır; Gazze ve Ukrayna'daki yıkımın karbon ayak izi, orduların yakıt tüketimi ve hava taşımacılığı küresel ısınmayı beslemektedir.
İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki kriz enerji, gübre ve lojistik şoklarını büyütmüştür. Ürün henüz tarlada yetişmeden suyun, gübrenin, mazotun ve taşımacılığın maliyeti yükselmektedir. Ayrıca, yapay zekânın dayandığı veri merkezlerinin, insanla rekabet eden su ve enerji gereksinimi de bu maliyet zincirine eklenmektedir.
Türkiye'ye Yansımalar
Türkiye bu küresel zincirin dışında değildir. 2025-2026 kuraklığında buğday üretimi yüzde 15 azalarak 16.3 milyon tona gerilemiştir. 2026 rekoltesinin 24.5 milyon tona çıkması beklense de, bu dalgalanma yapısal sorunları çözmemektedir.
Türkiye gübre ve mazot girdilerinde yaklaşık yüzde 90 oranında dışa bağımlıdır. İran savaşı sonrasında gübre fiyatları yüzde 8.3 ile yüzde 26.5 arasında artmış; mazotun litre fiyatı 61.41 liradan 75.12 liraya yükselmiş, ağustosta ise 85 lirayı aşmıştır. Temel sorun ise su stoklarında yaşanmaktadır.