Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bakanlık koltuğuna oturduğu son yedi ayda, kendisine yöneltilen hiçbir parlamento önergesine yanıt vermediği ortaya çıktı. İBB davalarındaki gizli tanık iddialarından Deniz Göktaş olayına kadar birçok kritik soru Meclis kayıtlarında yanıtsız bekliyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bakanlık görevine başladığı yedi aylık süre zarfında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulan hiçbir önergeye yanıt vermemesiyle dikkat çekiyor. Bakan Gürlek'e yöneltilen çok sayıda kritik soru, İBB davalarındaki gizli tanık iddialarından komedyen Deniz Göktaş hakkındaki soruşturmaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor ve Meclis kayıtlarında yanıtsız kalmaya devam ediyor.
İBB Davaları ve Gizli Tanık İddiaları
Bakan Gürlek'e yöneltilen önergeler arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davalarındaki gizli tanık ifadeleriyle ilgili önemli sorular bulunuyor. Bu önergelerde, İBB dosyasında gizli tanık beyanlarının soyut, genel ve doğrulanmamış ifadelerden ibaret olduğu, ancak buna rağmen soruşturmanın ve tutuklamaların temel dayanağı haline getirildiği iddiaları yer alıyor. Ayrıca, gizli tanık beyanlarının hangi somut delillerle desteklendiği ve bu beyanların çapraz sorgu yoluyla test edilip edilmediği konusunda Bakanlığın bilgisinin olup olmadığı da sorulan sorular arasında.
Önergelerde ayrıca, etkin pişmanlık ifadelerinin belirli sanıklar aleyhine benzer kalıplarla üretildiği ve tahliye kararlarıyla ödüllendirildiği iddiaları hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığı da sorgulanıyor. Eşler, çocuklar, kardeşler ve diğer aile bireylerinin soruşturma sürecine dahil edilerek sanıklar üzerinde baskı oluşturulduğu iddiaları da araştırılıp araştırılmadığı sorusuyla Bakan Gürlek'e iletilmiş durumda.
Yanıt Bekleyen Diğer Kritik Konular
Adalet Bakanı Gürlek'in yanıtlamadığı önergeler arasında komedyen Deniz Göktaş'la ilgili
Ölü Deniz
isimli stand-up gösterisinde milli güvenliği tehdit eden unsurun tam olarak ne olduğu sorusu da bulunuyor. Bunların yanı sıra nafaka hakkı, cezaevlerinde çıplak arama iddiaları ve Ankara'da düzenlenen NATO zirvesi öncesi yapılan tutuklamalar ve gözaltılar gibi başlıklar da Bakan Gürlek'ten cevap bekleyen konular arasında yer alıyor.
Bakan Gürlek'ten Muhsin Yazıcıoğlu Cinayeti Açıklaması
Bakan Gürlek, yanıtlamadığı önergelerin aksine, kamuoyunun yakından takip ettiği Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği olaya ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nda teknik ve alanında uzman isimlerin konuyu incelediğini belirten Gürlek, olayın bir kaza olmadığını, Yazıcıoğlu'nun belirli bir kesimin hedefine girdiğini ifade etti. Gürlek, özellikle 2007-2010 tarihlerinde FETÖ silahlı terör örgütünün palazlanmaya başladığını, 2007'deki Hrant Dink cinayetini hatırlatarak, Muhsin Yazıcıoğlu'nun da 2009'da bu örgütün hedefine girdiğini ve olayın örgütsel bir eylem olarak cinayet olduğu yönünde derin bağlantılar bulunduğunu dile getirdi. Ankara Başsavcılığı'nın özel bir ekip kurduğunu ve ilk operasyonun yapıldığını belirten Gürlek, dosyada şu an itibarıyla 21'i asker ağırlıklı olmak üzere 21 tutuklu şahıs bulunduğunu ve operasyonların devamının geleceğini açıkladı.
Gürlek, olaya ilk müdahale eden kaza kırım ekibi ve ilk gelen askeri ekibin de incelendiğini vurguladı. HTS kayıtlarının ve o tarihteki uçuş radar kayıtlarının silindiğinin tespit edildiğini belirten Bakan, helikopter pilotunun eşinin örgütle irtibatlı çıktığını, pilotun olay günü örgütün mahrem imamlarıyla ve daha öncesinde Adil Öksüz'le telefon görüşmeleri yaptığını, Adil Öksüz'ün bu olay için Türkiye'ye geldiğini ve pilotun eşinin Adil Öksüz'ün evinde parmak izinin çıktığını kaydetti. Ayrıca, ilk olay yerine giden iki askeri personelin, helikopterin kara kutusunu söken ekibin, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı'nın Marmaris'teki konutunda derdest etmeye giden ekip olduğunu öğrendiklerini ifade eden Gürlek, olayın büyük tabloda bir FETÖ örgütsel organizasyonu olduğunu gördüklerini ve bu cinayeti çözmenin boyunlarının borcu olduğunu söyledi.