İsrail ve İran arasında iki aylık durgunluğun ardından patlak veren karşılıklı saldırılar, bölgeyi topyekun bir savaşın eşiğine sürükledi. Bu gerilim, ABD ile İsrail arasındaki ilişkileri de olumsuz etkiliyor.
Ortadoğu, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimle yeniden savaş bilmecesinin eşiğine geldi. İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıya karşılık olarak İranlı yetkililer misilleme yapacaklarını açıkladı ve kısa süre sonra İsrail'i balistik füzelerle hedef aldı.
İran'ın misillemesine İsrail de karşılık vererek İran'ın güneybatısındaki Huzistan eyaletine bağlı Mahşehr kentinde bulunan petrokimya tesisine saldırdı. Bu karşılıklı saldırılar, bölgeyi iki aylık bir durgunluğun ardından topyekun bir savaşın eşiğine getirdi.
Netanyahu'nun Savaş Stratejisi
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun savaşı yeniden başlatma arayışları dikkat çekiyor. Netanyahu, ABD ile İran arasında görüşülen anlaşmanın İran'ın nükleer programını dizginleyeceğinden veya İsrail'in beklentilerini karşılayacağından şüphe duyduğunu belirtiyor.
Bu durum, İsrail'in İran ile yeniden savaşa sürüklenmesinin Netanyahu'nun istediğini alması şeklinde yorumlanıyor.
ABD'nin İkilemi ve Casusluk İddiaları
Arka planda ise ABD ile İsrail arasında gerilim tırmanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile büyük bir askeri çatışmaya girmek istemiyor ve bölgedeki savaştan uzak durmaya çalışıyor. ABD yönetimindeki üst düzey yetkililer, İran'da bir 'rejim değişikliği' planının başarısız olduğunu görüyor ve bu başarısızlığın faturasının Trump'a ve ekibine kesilmemesi için yoğun çaba harcıyor.
Bu süreçte Amerikan medyasında İsrail karşıtı haberler arttı. İsrail'in, ABD ile İran arasında gizlice yürütülen ateşkes müzakerelerinin detaylarını öğrenebilmek için Amerikalı yetkililere yönelik casusluk faaliyetleri yapmakla suçlandığı haberleri ortaya çıktı.
Müzakereler ve Dondurulmuş Fonlar
Müzakerelerdeki en büyük engellerden biri, İran'ın dondurulmuş fonlarının hızla serbest bırakılması talebi. ABD'nin denizaşırı varlıklara yönelik yaptırımları nedeniyle dondurulan bu fonlar on milyarlarca doları buluyor.
Böyle bir taviz, Trump için özellikle zor görünüyor; zira kendisi 2016 yılında benzer şekilde fonları serbest bırakan eski ABD Başkanı Barack Obama'yı sert bir dille eleştirmişti. Ayrıca Trump, ABD'nin de ev sahiplerinden biri olduğu 11 Haziran'da başlayacak Dünya Kupası futbol turnuvasını da hesaba katmak zorunda.